1 Mayıs 2016 Pazar

Rızkımı veren Hüda'dır, kula minnet eylemem.

Namusuyla, şerefiyle,
onuruyla tüm onursuzlara rağmen 
ekmek parası uğruna ömrünü sermiş akavga dostu, 
kiminin koltuğu, 
kiminin kibiri, 
kiminin haksız dili, 
kiminin adeletsizliğinde ezilmiş, 
hakkını Hakka tevekkül etmiş, 
iki lokma ekmeği 
kiminin çıkarları uğruna bölünmüş iş kardeşi, 
rızkını veren Hüda,
ve bunu gizliden açıktan onun için harcayan 
ayoldaşlara, 
emeklerimiz boşa değildir adostlarım, 
yine görüşürüz.
"Beraber güneşe güler, beraber dövüşürüz"

13 Şubat 2016 Cumartesi

Başka bir hayatta buluşmak dileğiyle

Düşünsene
başka bir hayatta
elinde benim terim
sayısız gülüşlerin
bir yüzün hatrına dahi
kırılmıyorsun bana
kadın oluyorsun sıcaklığımda
ve su serpen düş yalnızlarıma
bilmem kaçıncı defa 
uyanıyor içimde ki çocuk
yine bir sabaha güzeliz
geçmişte kalan hatıraların inadına.

Yaşadığımız hayat, bir selama muhtaç
başka bir hayat diyorum, seninle
Olabildiğine çıplak.

2 Şubat 2016 Salı

Yaşamak dediğin

Henüz tombul çağlarım
İklimin bahar
"Zaman kısa
Kuşlar uçuyor"
Ve renk değiştiriyor bukalemun
Deniz, ama ne mavi seninle

Öykü'müz yazılıyor
Küçük bir kız çocuğu gibi
Sen bir seviyorsun
Ben çok yaşıyorum.

23 Haziran 2015 Salı

Deniz

Anneme sevdiğimi söyleyin
en çokta üç taraflı su serpilmiş
kavruk benizli ülkemi
yaş tutmasın
mayıslara eksin umutlarını
ve göstermeyin gidişimi
kara çalınmasın Deniz'inin mavisine.

20 Haziran 2015 Cumartesi

Beni düşür içine, öyle uyu.

Artık ne gökyüzün
ne de yüzün
çare değil
söndürmeye geçmişi
ne eskisi gibi olabilir her şey
ne de eskisi gibi olmalı bazı şeyler,
bir aynada kırık yalnızlıklar.

İki kişi
ama olabildiğine yabancı,
olamadığına hasret.

21 Kasım 2014 Cuma

Biliyor musun?


Adam mutlu günlerin
sabahında...

Biliyor musun?
Sevmekte az seni kimi zaman,
uğruna ölesi geliyor insanın.

14 Eylül 2014 Pazar

Unutmak hiç bitmiyor.

Her nasılsa
yakışıksız bir iklim sabahı
bulutlara bırakmışım hüznü,
alakasız bir halde
bir bardak çayın hatrına
yağıyor yüzün,
Ne olmuşsa olmuş diyorum,
vakit geç,
tam da Eylül.

Eskimiş gibi düşünme
Unutmak hiç bitmiyor.








20 Ocak 2014 Pazartesi

Uzun hikaye.

Mutlu olmak
Koşuşturan bi tren yolcusunun
Elindeki yüke aldırmadan
Uçar adım
Eve varma isteği.
Mutlu olmak
Sabah olmasın diye
Kollarına bulanmış
Gözü sağır kulağı kör olmuş
Bi sevda yollusunun
Düşünmeden herşeyi
Zamanı kırpamayışı.
Mutlu olmak
Başka bir hayata
Yine ayni sabaha
Yine senle uyanacakmış
Düşüncesi.
Mutlu olmak
Şimdi tek kelime
Gerisi mi?
Uzun hikaye.

19 Ocak 2014 Pazar

Üşüyoruz.

Kıskandığın yarının
beklediğin adamın
sol cebinde saklıdır.
Mutlu olmak değil niyetin
unutmak istiyorsun
benim gibi
düşünsene;
ayrı hikayelerde aynı sona yürüyoruz
ben unutacak adam oluyorum
sen beyazlarınla kadın
utanmıyoruz yalan yok
üşüyoruz.
Elimi atıyorum içime
sen çıkıyorsun
sonra yokmuş gibi yapıyoruz.
gibi gibi.

12 Ocak 2014 Pazar

Babannem

Ölüm ne acı bir kelime,
hiç yakışmıyor babannelere.

Onun hüznü;
çiçekleri boyun bükerse
geçmemişse yoldakiler o gün aynı telaşla
ve gelmezse her bayram sabahında
uzaklar.

Yalnız kalıp gençliğinin yeşilinde
çok çocuklu bir aile edinmiş
Bursa'nın zeytin bahçelerinde.
Dert midir dersiniz
ekmek yanmasın diye
kesmiş göbek bağını
babamın
körpe bir keskiyle.

Çok bilmem gençliğini
hem genç babannemi olur
onuda bilmem.
dedemi gönderip uzaklara
onca çocuğa kol kanat germiş
insülin iğnesinin ucunda.

Aylardan mayıs bizim oralarda
erik yeşillenir
ve daha mavi olur
İznik suyu.
Erguvanın pembesi
akşamların ceviz ağacı gölgesi
balkonun köşesi
elinde su şişesi
belki hayal ederdi
belkide akşam ne yemek derdi.
Üşümesin diye çiçekleri ve kendi
yokken kimsesi
onlara sarılır uyurdu belkide
yüzünde özlem çürüğü.

Babannem bi Atatürk'ü bilir
gerisi başparmağının marifeti
bilmez mesela Süreya'yı
hiç duymadı. 
Okuması olsa 
okur muydu, bilmem.
Onunla aynı gün binmesi dört kolluya
tesadüf diye geçer kayıtlarımda.

8 Aralık 2013 Pazar

Özledin.

Çok özleyince
ölünmez mi?

Bana hangi şarkıda
aklına gelmediğimi anlat,
hangi hayalinin ucunda solmadığımı,
ve rüzgarlarının ben kokmadığını.
Yağmurlarının ben olmadığını anlat.
Tenini anlat bana
nasılda özlemediğini.

Sabahlarını anlat
cumartesilerini...
Yalnızlıklarını,
gidemeyeşini
benim için kanamayan yaralarını.
Susmalarını anlat, herhangi bir ortasında
herşeyin.
Beni sarıp içtiğin sigaralarını anlat
dumanında nasılda senin olmadığımı.
Boş bardakların dibinde durmadığımı
kırılan yüzünden akmadığımı,
hangi göze değsen, renklerinin bana dönmediğini anlat.
Unuttuğun sevişleri
sildiğin resimleri,
bensiz olamayan geçmişi anlat,
anlat bensiz olan geleceği.

Anlat,
duyamayınca iyi oluyor.

12 Eylül 2013 Perşembe

Eylül

Se-ve-mi-yo-rum
şimdi nefes aldığın gökyüzünün
hemen altında ezilmeyi
yağmurlarında sen toprak kokarken
kimsesiz yüzlerini içime düşürmeyi.

Ya da düşünmüyorum
belkide hissetmiyorum
şimdi koştuğun mutlulukları.
Bilmiyorum ben unutmayı
içime akan değil hava
ağıt bu;
yitirdiğim tüm umutların
sonbahar sarısı.

Şimdi sen doğuyorsun
yeni baştan yazılıyor iklim.

Rakıyı susuz öpüyorum
Sen yine;
''düşen bir 
  yaprak
  görürsen
  beni hatırla''




17 Mayıs 2013 Cuma

İstanbul'da bir küçük Galata

Onunla tepesinden süzülüp
hayal kurmuştuk
şehrin ışıklarında.

Sonra gitti O...

Artık ayak ucundan
bakıyorum
bulutlarda bıraktıklarıma.

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Mayıs

Henüz dün çınlattım
eve ilk gelişini
çarşaflara sarılı
utanmaz uykulu birde
buruşmuş her yanı.
Hatırlarsın sende
koynundan çıkan çocukluğu.

Renkleri soluk bir resim
bozulmasın diye
vitrinde saklanan
fotoğraf makinesinin marifeti
ben bukleli saçlarınla meşgulüm
senin hayalin
üç teker ile bulutları dolaşmak
nerden aklına geliyorsa
büyüyorsun.

Elinden tutup okul kapısına
bıraktığımız pamuktan umutları
saklayıp beslenme çantasında
büyük adam olmayı düşlerdik
bayramda iki çift ayakkabı uğruna.

Babamın eli
annemin yüreği dokunurdu
bir de ufak kardeşimiz oldu
ben ufak diyeyim sen inanma
canım cananım her şeyimiz
onu da bir akşam vakti getirdiler
koynunda çikolata yoktu
hayal kırıklığım
yaşama sevincimiz oldu.

Sonra beyazlara büründün sen
annem sütünü ısıtmıştı
babam üstünü örtüyorken henüz
kapıdan çıkışını
defalarca getirip aklıma
ikna edemem kendimi
evlenecek yaşta olduğuna.

Zaman geçer,
mevsimler döner,
ömür yaşlanır,
resimler solar,
insanlar değişir,
ama ya sevgiler?

Şimdi elinden tutup
koştururum sokak sokak
babam kızacakmış, kızsın.
bakkalın çikolataları da bizim!
aklımda çocukluğum
elimde büyüdü çocukluğun.

14 Nisan 2013 Pazar

Yarım Kalan

İnan isterdim;
Duygularının kaybolduğu zamanlara uzanıp,
Karanlıklarımı  köpüklü dalgalarla boyamayı,
Gündüzü geceye kapak etmeyi
ve bu hayata en baştan serilmeyi.

Öldük iki kişilik hayatlarda,
yarınlara kimsesizliğimiz kaldı.

23 Şubat 2013 Cumartesi

Yaş Yirmi Sekiz

Çocuk elinde bir gökyüzü tuttuğun doğrudur,
büyüdükçe yollarına düşecek aklarda.
Renklerinin solması ya da kaybolmasıda.

Çocuk içinde bir dünya yaşattığın doğrudur
pamuk şekerlerden yapılma hayallerinle örülü.
Rengarenk balonlarında, küçülecek düşlerinde.
O kar bir daha hiç beyaz olamayacak mesela.
Annen beslenme çantanı boynuna asamayacak.
Çamurdan yaptığın cücelerin yok,
bilyelerin de yuvarlanan umutlarında.
Kırmızı ayakkabılarının üstüne
beyaz çorapların kıvrılamayacak, iki büklüm.
Babam kızar, annem sorar duygusun yitireceksin içinde.
Kardeşinin bukleli saçlarını öremeyeceksin.
Üç tekerlilerin rüyasını göremeyeceksin.
ilk okul aşkını hatırla
annesinin elinde ağlarken nasılda masumdu
nasılda yanağı al.
...

Bilemeyeceksin çocuk
en kral muhabbetin
kalem açarken çöp kutusu başında ki
muhabbetle yarışamayacağını.
Uzun bir yol sanma çocuk
Susam Sokağı tarih kokar oldu bile.

Büyüyeceksin çocuk
ve büyümek yaşlandırıcı bir şey,

Dante'yi hatırla!
Yolun yarısında olan şair.
Cahit Sıtkı daha dün söylemişti
''Yaş Otuz Beş''.
Demedi deme çocuk
bir gün benim yerimde
dilinde geçmiş,
cebinde şeftali,
iki, üç fotoğrafa içerlenir
belki sende yazarsın.
Sen tadını çıkar çocuk,
Alsalar! cennete bile gitmek isterim sekizimde.

''Yaş Yirmi Sekiz''
................yolun yarısı etmez belki
................ama çok kaldı da sayılmaz.
Yaşlandık hepimiz, özledik.

İçimde bir çocuk yaşattığım doğrudur çocuk,
ama gel gör ki zaman acımasız.

10 Şubat 2013 Pazar

Yok'sunluk.

İçinden geçen şehirler,
Yalnızlığını çektiğin adamlar
Yıllar ve yollar
Gölgesine düğümlenmiş
Gülüşünü göremediğin zamanlar
Üşeniyor olmalı güneş
Doğmak doğasında olsada
Ve akşamlar
Akşamlar işte
Bildiğin yok'sun luk
Umut şimdi
Kadınım
Turgut'un
Göğe bakma durağında
Tabut.


4 Şubat 2013 Pazartesi

yağmur

Bak;
Elimdeki gökyüzü.
Versem sana
hergün güneş açar
bilirim,
ama yoksun ya
yağmurlarım olacak.

3 Şubat 2013 Pazar

Yaşamak Güzel

Yalınayak düşleri
özendirip yarınlara
umursamaz bir
tavır sergileriz
adına aşk deyip
yaşadıkları
tozlanmış duygu kalıntılarına.
Biz marifet biliriz
gülüşünde kaybolmayı.

Gel;

yaşamak güzel
ama,
sevmekten öldüm
demeliyim.

1 Aralık 2012 Cumartesi

Yoruldum.

Unuttum.
kuruttum ıslattığın
bedeni, avuttum.
sanki dünmüş
gibi geçtim
kadınlara karıştım
başka sulara
aşk dedikleri
artık bende
iki beden arası
bir kaç dakika.